Fark Yaratan Vizyon

mustafa-unal-verusa-holding

Mustafa Ünal, ailesinin şirketinde bir süre çalışıp kendi girişimini kurmaya karar veren bir girişimci. Üç arkadaşıyla birlikte Verusa Holding’i kuran girişimcinin oratay koyduğu büyük bir fark var. Holdingini sadece kendi yaptığı işle sınırlamıyor. Bir risk sermayesi holdingi şeklinde konumlayarak, alanında uzman şirketlere yatırım yapıyor. Bu da onları, rakiplerine göre çok daha karlı bir noktaya ulaştırıyor.

Verusa Holding, başarısını planlı biçimde risk almaya borçlu. Yılda neredeyse 200 şirketle görüşme yapıyorlar. Fizibilite çalışmalarına göre, büyümeye uygun 2 şirkete ya yatırım yapıyorlar ya da bu şirketleri satın alıyorlar. Şirketlere öncelikle yönetimsel destek sağlıyorlar. Daha sonra işletme sermayesine katkıda bulunup, şirketin büyümesinin önündeki engelleri kaldırıyorlar. Bu noktada fark, tam olarak iki önemli etmenin biraraya getirilmesi diyebilirim. Bunlar; yeni fikirleri olan küçük şirketlerin kısa sürede sıçrama yapabilmesi imkanı ve kendini daha önce kanıtlamış başarılı şirketlerin tecrübesi. Tecrübe ve yeni fikirler birlikte çalışınca başarılı sonuçlar elde etmemek mümkün değil.

mustafa-unal-verusa-holdingDünyada risk sermayesi ve melek yatırımcılık kavramları, artık olmazsa olmazlar arasına girmiş durumda. Güncel bir istatistik Verusa Holding örneğindeki başarının hiç de tesadüf olmadığını ortaya koyuyor. Geçen sene Amerika’da alınan patentlerin %67’sini, risk sermayesi şirketlerinin yatırımını almış üreticiler sağlamış. Burdan rahatlıkla şu sonucu çıkartabiliriz: Yeni ve farklı fikirler, hareket alanı daha esnek ve hızlı kararlar alabilen küçük şirketler tarafından üretiliyor. Bu üretken şirketlere, büyük abilerinden mali destek ve yönetim tecrübesi de muhakkak şart. Zaten, tablonun tamamını görebildiğimizde bu durum gayet normal. Birbirini tamamlayan etmenler, iyi bir ekip çalışması…

Tablonun ulaşacağı nokta belli de, neden bizim için hala bu çeşit yatırımlar istenen seviyede değil? Bu sorunun cevabı da bizim kendi iç dinamiklerimizde. Ülkemizdeki şirketlerin %96’sı kobi. Kobiler de maalesef klasik yönetim anlayışıyla hala aile şirketleri şeklinde. Yani, kurumsal yapılar çok uzakta. Hal böyle olunca, alınacak kararlar da yaşanmış ticari deneyimle sınırlı. Planlı bir şekilde risk alabilecek kapasiteye ve vizyona sahip şirketler yok denecek kadar az.

Melek yatırımcılık ve risk sermayedarlığı bizim için yeni kavramlar. Verusa Holding gibi trendi takip eden kurumlar başarı için bir adım önde. Bu güzel örneklerin faydası sadece yatırımcı kurumlara olmayacak. Kendini ticari deneyimlerle sınırlandırmış Türk şirketleri, planlı risk almanın değerini yaşanan başarı hikayeleriyle daha kolay anlayacak. Bizim ekosistemimiz de bu örneklerle kendini elbette ki daha hızlı yenileyecek.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>